31 Temmuz 2014 Perşembe

Bi Aziz Amca vardı...

Bugün burada, tam da bu sayfada size birini anlatmak istiyorum. Aziz amca...

İstanbul-Diyarbakır uçağında yanımdaki koltukta oturan bu adamla ilk iletişimimiz enteresandı, oradan başlayayım.

Ben kitap okuyordum, kolumdaki saate doğru yaklaştı, görmeyince saatimi tutup kendine doğru çevirdi. Sanki kolumdaki saate değil de masanın üstündeki public bir eşyaya dokunur gibiydi. Şaşkın (belki de ters) bir ifadeyle baktım. "Saat kaç göremedim" dedi. Söyledim. Pek güler yüzlü davrandığımı söyleyemem. Sonra aradan zaman geçti, ben kitabımı okuyorum, hava kararıyor... Amcadan bir ses geldi. İçimden "öff yine bölecek" diye geçirirken ağzından şu cümleyi duydum: "kızım sen inince karşılayacak biri var mı?". İçim gitti, sadece "var" dedim gülerek. Benim yaşımda torunu varmış, Kıbrıs'ta okuyormuş. Bölümünü sorduğumda "şu delilerle ilgili olan" dedi. Anlayacağınız torunla meslektaş çıktık :))

Hikayesini anlattı bana. Mühendis oğlundan, üç üniversite bitiren diğer oğlundan bahsetti. 5 oğlu 1 kızı varmış. Amca eşit oluyor mu evlat sevgisi dedim, yok dedi. Kız başka dedi, o daha çok seviliyormuş.

Aziz amca aslen Diyarbakır'lı ve kürt. Ama istanbul'da yaşıyor. Babamın Elazığ'lı olduğunu duyunca bana "Alevi misin" dedi:)

Sonra sıra damada geldi. Kurt işareti yaparak ve gülerek damadının koyu bir mhp yanlısı olduğunu anlattı. "Peki sen?" Dedim (artık senli benli olmuştuk), "yoook kızım" dedi. Hani haşa der gibi ve zafer işareti yaptı. Mesajı almıştım.

E nasıl oluyor, sorun çıkmıyor mu dedim. "Ama olmaz ki kızım, saygı duymak lazım" dedi. Kalbini işaret etti ve ekledi: "ben elimi buraya koyuyorum".

Aziz amca şık giyimli, özenli.bir adamdı ama uzerinde markalı kıyafetler, elinde akıllı telefonu yoktu. Tahmin edileceği gibi kolunda bir Rolex i de yoktu. Büyük ihtimalle Türkçe'yi geç öğrenmiş, anadili gibi değil tabi. Dolayısıyla konuşması da düzgün ve kibar değildi. Dışarıdan nasıl görünüyor? Bununla ilgilenmiyorum. Aziz amca "kalbine dokunuyor, öyle yaşıyor". Aslolan bu.

Uçuşun sonuna yaklaşırken, telefon numarasını verdi bana. Ama benimkini istemedi. "Benim sana ihtiyacım olmaz ama sen al numaramı. Başın sıkışırsa ara" dedi.

Baktıkça bugünü anımsamak için numarayı kağıda ya da telefona değil, okuduğum kitabın bir sayfasına yazdım.

Çünkü, istemeden de olsa, az da olsa önyargılı yaklaştığım bu adam 1 buçuk saatte çok şey öğretti bana. Size anlattığım sadece bir kısmı. Uçak havaalanına indiğinde Aziz amca yol boyu çok konuştuğu için etrafındakilerden özür diledi. Ben valizimi alırken önden gidiyordu, arkasından seslendim. Döndü, el sıkıştık ve ben yüzümde bir tebessümle valizimi beklemeye devam ettim.

Bunu size anlattım çünkü önyargılarımızı atıp Aziz amcanın yaptığı gibi elimizi kalbimize koymamız gerektiğini hatırlayalım istedim...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder