Aslında insanlarla paylaşmaya bile kıyamayacak kadar çok sevdiğim bir roman. Sizlere ne hissettirecek, hangi duygunuza dokunacak bilmiyorum, ama şiddetle tavsiye ediyorum :)
"Sen hiç kimsenin olamayacağı kadar çok şeyimsin benim. Yüreğimde sana ayrılan yer herkesinkinden büyük. Yalnızca bir arkadaş, bir kan kardeş, bir sırdaş, bir yakın dost değil, bir büyük sevgisin sen... Yanında sonsuz şımarabileceğim ve hala kaybetmekten korkmayacağım tek kişi... Yani biraz annem, biraz babam hatta hiç görmediğim dedem, belki hiç doğmayacak oğlum... Sonra daimi hayranım ve tabii dokunulmamış sevgilim... Sen benim masumiyetimsin Tuna... Benim en yakınımsın! Aslında belki öbür yarımsın."
Ada.
---spoiler---
"Ah aras ahh, nereye böyle?"; der tuna. Aras duymaz... "tak" diye bi ses gelir. Aras ölür... Conversleri kalır geriye ada'nın omzunda. Aras ölür... Hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Sonra kitap kitap olmaktan çıkar o an. Gerçekmişcesine gözlerden iki damla yaş düşer aslında olmayan bir Aras için.
---spoiler---
Buket Uzuner'in bu romanı Attila İlhan'a ithaf etmesine de dayandırarak şair Doğan Gökay'ın Attila İlhan, Ada'nın annesinin Çolpan İlhan, babasının Sadri Alışık olduğunu düşünüyorum. Buradan yola çıkarak, böyle güzel bi sevginin var olma ihtimali az gibi görünse de aslında mavi Tuna'lar hep var. Doğru zamanda, dönüm noktalarında gelip her şeyi güzelleştirmek sonsuz sevgi vermek için beklemekteler, sonsuz bir sükunetle. Bu kitabı okuduktan sonra zaten her kadın hep bir yerlerde Mavi Tuna'sını bekler gibi geliyor bana.
---spoiler---
---spoiler---
Buket Uzuner'e röportajın birinde sorarlar:
- Ada siz misiniz?
- Hayır, ben Tuna'yım...
Zaten Tuna olmasa nasıl deler geçer bu kitap insanı böyle?
Hayatınızda hiç bu kitap kadar kumral bir kitap okumadınız :)
Bu kitap kıyıda köşede kalmış masumiyetleri, sevgileri çıkarır ortaya.
Yeniden sevmeyi hatırlatır diyor, keyifli okumalar diliyorum...
Yeniden sevmeyi hatırlatır diyor, keyifli okumalar diliyorum...


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder