Son yıllarda en büyük sosyal değişimlerden birisi iş gücündeki çalışan kadın sayısındaki artıştır. Günümüzde evlilik ve kariyer dengesinin nasıl kurulacağı sorusu artık her zamankinden daha önemli. İş ya da aile rolümüzde yaşadığımız her şeyin aslında diğer rolümüzü etkileme potansiyeli vardır. Aile yaşamımızdaki endişeler, kırgınlıklar, tahammülsüzlükler ya da çatışmalar performansımızı etkileyebilirken; iş yaşamında karşılaştığımız zorluklar (aşırı iş yükü, mobbing, rekabet ortamı, yetersiz sosyal ilişkiler) da aile içi iletişim ve etkileşimimizi etkileyebilmektedir.
Bazen aile kurumu içerisinde bize atfedilen rolleri yerine getirebilmek için ayırmamız gereken zaman diğer rollerimizi yerine getirmemizi zorlaştırır. Bu nedenle iş hayatında rol çatışmaları yaşamamız kaçınılmazdır. Zaman zaman iş dışındaki yaşam için ayırmamız gereken zamanla işimiz için ayırmamız zamanın dengesini kurmakta zorlanırız. Evli ve çocuk sahibi olmak bu dengenin kurulmasını daha da zorlaştırır.
Çözüm her zaman olduğu gibi kendimizden başkasında değil. Yine de, buyurunuz zihnimizin köşesinde bulunsa iyi olacak birkaç öneri.
Beklentilerinizi Yönetin
Ne kadar “cool” olursak olalım; hayata dair, yaşantımıza dair, kariyerimize dair ve tabi ilişkilerimize dair beklentilerimiz var. Olması da gayet normal, çünkü insanız ve isteriz. Hayal ederiz, planlar yaparız, çoğu zaman yaşantımıza ve geleceğimize dair umutlar besleriz. Peki, ilişkiye dair beklentileri ne yapmalı?
Bir ilişkide konuşulmayan beklentilerin varacağı durak bellidir: Hayal kırıklığı!
Uzun ve yorucu bir iş gününün ardından kendinizle baş başa kalmayı mı yoksa o günkü olaylar hakkında eşinizle sohbet etmeyi mi tercih edersiniz? Gün içinde ne sıklıkla eşinizle iletişim kuruyorsunuz? Bu konuşmalar ihtiyaçlar doğrultusunda mı oluyor, yoksa yalnızca sesini duymak için de eşinizi aradığınız oluyor mu? Çocuk bakımı, tatil planı, para konusundaki beklentileriniz neler? Bunların ne kadarı eşinizin bilgisi dahilinde?
Bunları netleştirmek, paylaşmak ve ortak noktada buluşabilmek hem verdiğiniz kararların hem de eşinizle olan iletişiminizin sağlıklı ilerlemesine fayda sağlayacaktır.
Eşinizle Planlı Vakit Geçirin
Ortalama 8-10 saatimizi işte geçiriyoruz, çoğu profesyonel için bu sayı katlanıyor. İş hayatının doğası gereği toplantılarımızı, ara saatlerimizi, görüşmelerimizi planlıyoruz. Arkadaş buluşmalarımız, yönetim kurulu toplantıları, hobilerimiz ve diğer konular için de takvimimizi düzenliyoruz.
Peki, eşinize ayırdığınız zamanı programlamaya ne kadar önem veriyorsunuz? Aynı önemi birlikte geçirdiğiniz zamanı programlamaya göstermeniz ilişki adına yapabileceğiniz en sağlıklı şeylerden biri olacaktır.
Planlar Yapın
Eşinizle denge hedeflerinizi karşılamak için uzun vadeli planlar yapın. Bunun yanında düzenli olarak yaptığınız kısa kısa planlarınız olsun. Mesela her pazar birlikte vakit geçirebileceğiniz bir aktivite düzenlemek gibi. Bir sonraki günün planını da her akşam gözden geçirin.
Eve İş Getirin ve Evi İşe Götürün
Eve iş getirmeme klişesini artık hepimiz biliyoruz. İş işte kalmalı, özel hayatımıza yansımamalı diyoruz. Ancak iş ve özel hayat birbirinden tamamen bağımsız olduğunda dengeyi sağlamak daha zor olabilir. Eşiniz iş arkadaşlarınızı tanımadığında kendisini yabancılaşmış hissedebilir. Eşinizin iş arkadaşlarınızla tanışması için fırsatlar yaratın. Eşinizi şirket etkinliklerine davet etmek bunun için hoş bir fırsat olabilir.
Passion&Purpose dergisinde bahsedildiği gibi e- postaların, akıllı telefonların ve esnek iş programlarının hüküm sürdüğü bir dünyada iş ve özel hayatı ayıran duvarlar kaybolmaya başladı. Bunları dikkatlice entegre etmek için yollar bulmak profesyonel ve kişisel bir fayda getirebilir.
Hayat Müşterek, Paylaşın
Eşinizle aranızdaki iş paylaşımını öyle bir organize edin ki her iki taraf da kendisi için kolay ve zevkli olan görevleri yapabilsin. Görev paylaşımı yaptıktan sonra eşinizin sorumluluğundaki görevlerin peşine düşmeyin. Eksik yapmış olabileceğini düşünerek bu işleri kontrol etmeyin.
Özel Olduğunu Bilsin
Her gün beş dakikanızı eşinize özel bir mesaj yazmak için ayırın. Sosyal medya araçları bize bunu çok kısa sürede yapabilme şansı tanıyor.
Facebook’ta duvarına yazabilir hatta onu düşündüğünüzü belli etmek için hızlıca bir e-posta gönderebilirsiniz. Bunun sizin zamanınızı alacak kadar uzun bir yazı olmasına ya da saatlerce telefon görüşmesi yapmanıza gerek yok. Yalnızca ne kadar özel olduğunu anlatan iki satırlık bir metin yeterli olacaktır.
Çünkü “SİZ” Önemlisiniz!
Kendinize her fırsatta iyi bakın. Haftalık egzersizler yapın, iş arasında dinlendirici küçük molalar verin, mümkünse gün içerisinde dışarda yürüyüş yapın, size iyi gelen müziği dinleyin ve günde en az bir kez gülün. Siz tükenirseniz diğerleri için de bir şey yapamazsınız.
Öte yandan yetinmeyi bilin. Lily Tomlin diyor ki, “Hepsine sahip olmanın nasıl bir şey olduğunu bilseydim, daha azıyla yetinebilirdim”. Her şeye sahip olanız mümkün değil, mutluluk için gerekli de değil. Hatta belki de bu çaba mutluluğunuzun en büyük düşmanı.
Unutmayın, dengenin tek bir doğru yolu yok. Bazen deneme yanılma yöntemi sizi en doğru yola ulaştırır, risk alın. Ama her şeyden önce çözebileceğinize inanın. Bunun için gerekli olan alternatiflere açık olun.
Elinizdeki tek hayat bu! Kontrolü elinize alın.
Psk. Pelin ŞEN






Hiç yorum yok:
Yorum Gönder